Kadın… Tanrı’nın en güzel icadı, hayatı var eden, sevgiyi büyüten, dünyayı güzelleştiren… Ama ne yazık ki, çoğu zaman, kadına ezilmek, yok sayılmak, küçümsenmek ve emeğinin çalınması reva görüldü. Dünya Kadınlar Günü’nü kutluyoruz ama bu kutlama, bir kadının hayatına dair her şeyin düzelmiş olduğu anlamına gelmiyor. Kadın, her yönüyle toplumun omuzlarında yükselen, ışık saçan bir varlıkken, çoğu zaman sadece dış görünüşüyle değerlendirilir ve her adımı yargılanır.
Anamız kadın, eşimiz kadın, çocuğumuz kadın… Her kadın, bizler için kutsaldır. Kainatı sırtında taşıyan kadın, her şeyin devamıdır. Kadın sadece bir anne ya da eş olmanın ötesindedir; o, hayatı anlamlandıran, toplumu var eden, sevgiyi her köşeye taşıyan bir gücün simgesidir. Kadın, sadece evin içinde değil, her alanda güçlüdür, emek verir, yaratır, geliştirir. Ama ne yazık ki kadın, toplumda çoğu zaman yalnızca dış görünüşüyle yargılanır, özündeki güç çoğu kez görmezden gelinir.
Bir kadın gülüşüyle dünyayı aydınlatabilir ama sesini yükseltince bağnazların, yobazların gözünde “çirkef” olur. Çalışıp emek verdiğinde, hak ettiği değeri göremez, hep bir adım geride tutulur. Kadın, toplumda yer edinemediği gibi, bir de kendini ispatlamak zorunda bırakılır. Oysa, bir kadının sesinden, gücünden, azminden korkanlar, onu anlamazlar.
Yobazlar kadının kimliğini elinden alır, onun düşüncelerini, duygularını yok sayar. Kadının adını silmeye çalışırken, onu sadece görünüşüyle tanımlarlar. Ama unuturlar ki, kadın sadece fiziksel değil, ruhsal, zihinsel, duygusal olarak da güçlüdür. Kadın bir eş, bir anne olarak anılsa da, o aynı zamanda bir bilim insanı, bir sanatçı, bir liderdir. Kadın her şeye layıktır, ama çoğu zaman haksızca geriye itilmiştir.
Kadın açık giyerse “hafif”, kapalı giyerse “ikiyüzlü” olur. Sesini çıkarmazsa “zayıf”, çıkarırsa “çirkef” denir. Kahkaha atarsa “edepsiz”, sessiz kalırsa “ezik” olur. Kadın, ne yaparsa yapsın, toplumun gözünde ya fazla ya da eksik olur. Kadınların sesini kesmeye çalışanlar, onların özgürlüklerini yok saymaya çalışanlardır. Ancak asıl fazla olan, kadının haklarını kısıtlayan, onları aşağılayan bir anlayıştır.
Kadınlar, sadece ev içinde değil, iş yerlerinde, sokaklarda, okullarda, her alanda özgürlüklerini ve eşitliklerini savunmalıdır. Toplumda kadınların potansiyelini tanıyan bir değişim şarttır. Çünkü kadın, her şeyden önce insan haklarına layık, eşit hakları olan bir varlıktır.
Anamız kadın, eşimiz kadın, çocuğumuz kadın… Her kadının bir değeri vardır ve her kadının hakkı, özgürlüğü korunmalıdır. Kadın, hem bir neslin devamını sağlayan hem de toplumu var eden bir varlık olarak kutsaldır. Kadınları ezen, küçümseyen, yok sayan bir toplum, gelişemez, büyüyemez. Kadın, her zaman hak ettiği değeri bulmalı, kimse onun sesini kesmeye, ona gözdağı vermeye cesaret etmemelidir.
Kadınların eşit şartlarda yaşadığı bir dünyayı kurabilmek için, her birimize sorumluluk düşmektedir. Kadınların hakları, sadece yasalarda değil, her alanda gerçek anlamda yerini bulmalıdır. Onların sesi kısılmamalı, fikirleri duyulmalı, başarıları takdir edilmelidir.
Kadın Hakları, İnsan Haklarıdır
Kadınlar Günü, bir çiçekle, birkaç güzel sözle geçiştirilecek bir şey değildir. Kadınların hak ettiği eşitlik, her gün sağlanmalı, her zaman savunulmalıdır. Bir kadın için özgür bir yaşam, sadece bu günde değil, her an her yerde mümkün olmalıdır. Kadınlar sadece evde değil, her alanda kendilerini gösterebilmeli, tüm potansiyellerini ortaya koyabilmelidirler.
Gelecek, kadınların kendi haklarını savunacağı bir dünya olmalıdır. Kadınlar için gerçek anlamda özgürlük, adalet ve eşitlik sağlanmalı, sesleri duyulmalı, emekleri takdir edilmelidir. Ve ancak o zaman, Dünya Kadınlar Günü’nün gerçek anlamı ve kutlaması olur.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
Bandırma Haber
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Okan Bent ÖNOK Araştırmacı Yazar
Çiçek Kokar Kadınlar
Çiçek Kokar Kadınlar
Kadın… Tanrı’nın en güzel icadı, hayatı var eden, sevgiyi büyüten, dünyayı güzelleştiren… Ama ne yazık ki, çoğu zaman, kadına ezilmek, yok sayılmak, küçümsenmek ve emeğinin çalınması reva görüldü. Dünya Kadınlar Günü’nü kutluyoruz ama bu kutlama, bir kadının hayatına dair her şeyin düzelmiş olduğu anlamına gelmiyor. Kadın, her yönüyle toplumun omuzlarında yükselen, ışık saçan bir varlıkken, çoğu zaman sadece dış görünüşüyle değerlendirilir ve her adımı yargılanır.
Anamız kadın, eşimiz kadın, çocuğumuz kadın… Her kadın, bizler için kutsaldır. Kainatı sırtında taşıyan kadın, her şeyin devamıdır. Kadın sadece bir anne ya da eş olmanın ötesindedir; o, hayatı anlamlandıran, toplumu var eden, sevgiyi her köşeye taşıyan bir gücün simgesidir. Kadın, sadece evin içinde değil, her alanda güçlüdür, emek verir, yaratır, geliştirir. Ama ne yazık ki kadın, toplumda çoğu zaman yalnızca dış görünüşüyle yargılanır, özündeki güç çoğu kez görmezden gelinir.
Bir kadın gülüşüyle dünyayı aydınlatabilir ama sesini yükseltince bağnazların, yobazların gözünde “çirkef” olur. Çalışıp emek verdiğinde, hak ettiği değeri göremez, hep bir adım geride tutulur. Kadın, toplumda yer edinemediği gibi, bir de kendini ispatlamak zorunda bırakılır. Oysa, bir kadının sesinden, gücünden, azminden korkanlar, onu anlamazlar.
Yobazlar kadının kimliğini elinden alır, onun düşüncelerini, duygularını yok sayar. Kadının adını silmeye çalışırken, onu sadece görünüşüyle tanımlarlar. Ama unuturlar ki, kadın sadece fiziksel değil, ruhsal, zihinsel, duygusal olarak da güçlüdür. Kadın bir eş, bir anne olarak anılsa da, o aynı zamanda bir bilim insanı, bir sanatçı, bir liderdir. Kadın her şeye layıktır, ama çoğu zaman haksızca geriye itilmiştir.
Kadın açık giyerse “hafif”, kapalı giyerse “ikiyüzlü” olur. Sesini çıkarmazsa “zayıf”, çıkarırsa “çirkef” denir. Kahkaha atarsa “edepsiz”, sessiz kalırsa “ezik” olur. Kadın, ne yaparsa yapsın, toplumun gözünde ya fazla ya da eksik olur. Kadınların sesini kesmeye çalışanlar, onların özgürlüklerini yok saymaya çalışanlardır. Ancak asıl fazla olan, kadının haklarını kısıtlayan, onları aşağılayan bir anlayıştır.
Kadınlar, sadece ev içinde değil, iş yerlerinde, sokaklarda, okullarda, her alanda özgürlüklerini ve eşitliklerini savunmalıdır. Toplumda kadınların potansiyelini tanıyan bir değişim şarttır. Çünkü kadın, her şeyden önce insan haklarına layık, eşit hakları olan bir varlıktır.
Anamız kadın, eşimiz kadın, çocuğumuz kadın… Her kadının bir değeri vardır ve her kadının hakkı, özgürlüğü korunmalıdır. Kadın, hem bir neslin devamını sağlayan hem de toplumu var eden bir varlık olarak kutsaldır. Kadınları ezen, küçümseyen, yok sayan bir toplum, gelişemez, büyüyemez. Kadın, her zaman hak ettiği değeri bulmalı, kimse onun sesini kesmeye, ona gözdağı vermeye cesaret etmemelidir.
Kadınların eşit şartlarda yaşadığı bir dünyayı kurabilmek için, her birimize sorumluluk düşmektedir. Kadınların hakları, sadece yasalarda değil, her alanda gerçek anlamda yerini bulmalıdır. Onların sesi kısılmamalı, fikirleri duyulmalı, başarıları takdir edilmelidir.
Kadın Hakları, İnsan Haklarıdır
Kadınlar Günü, bir çiçekle, birkaç güzel sözle geçiştirilecek bir şey değildir. Kadınların hak ettiği eşitlik, her gün sağlanmalı, her zaman savunulmalıdır. Bir kadın için özgür bir yaşam, sadece bu günde değil, her an her yerde mümkün olmalıdır. Kadınlar sadece evde değil, her alanda kendilerini gösterebilmeli, tüm potansiyellerini ortaya koyabilmelidirler.
Gelecek, kadınların kendi haklarını savunacağı bir dünya olmalıdır. Kadınlar için gerçek anlamda özgürlük, adalet ve eşitlik sağlanmalı, sesleri duyulmalı, emekleri takdir edilmelidir. Ve ancak o zaman, Dünya Kadınlar Günü’nün gerçek anlamı ve kutlaması olur.