Suriye’de Alevi Soykırımı Dünya Neden Kör, Sağır, Dilsiz?
Yazının Giriş Tarihi: 10.03.2025 09:10
Yazının Güncellenme Tarihi: 10.03.2025 09:10
Suriye’de Alevi Soykırımı Dünya Neden Kör, Sağır, Dilsiz?
Lazkiye’de bir halk yok ediliyor. Evler bombalanıyor, köyler ateşe veriliyor, kadınlar esir alınıyor, çocuklar yetim kalıyor. Aleviler, yalnızca inançları yüzünden öldürülüyor. Ve dünya izliyor.
Ama asıl korkunç olan ne biliyor musunuz? İslam dünyası da izliyor. Suskun, ilgisiz, duyarsız… Tıpkı daha önce Bosna’da, Şengal’de, Kerkük’te, Halepçe’de olduğu gibi. Zulmü görmezden gelenlerin, sadece işlerine gelen trajedilerde sokaklara dökülenlerin, çifte standartlı “vicdan sahiplerinin” maskesi bir kez daha düşüyor.
Lazkiye’de İnsan Avı
Heyet Tahrir eş-Şam ve diğer cihatçı gruplar, Lazkiye’de tam anlamıyla bir insan avına çıkmış durumda. Alevi köylerine baskın yapılıyor, insanlar evlerinden sürüklenerek çıkarılıyor, erkekler meydanlarda infaz ediliyor, kadınlar kaçırılıyor. Ya sürgün ya ölüm!
Bir çocuğun cansız bedeni yol kenarına atılıyor. Kimse yaklaşamıyor. Çünkü oraya gidenin de aynı sonu paylaşacağını herkes biliyor.
Bir baba, oğlunun cesedini toprağa gömmeye çalışıyor. Ellerini kullanıyor, çünkü kürek sesi militanları çekebilir. Cesedi parçalanmasın, köpeklere yem edilmesin diye dua ediyor.
Bir kadın, militanların önünde diz çöküyor:
“Beni alın ama kızımı bırakın!”
Ama bırakmıyorlar. Kızı da alıyorlar. Çünkü onlar için Alevi kadınlarının kaderi belli: Ya köle olacaklar ya da ölü.
Ve dünya sessiz.
İslam Dünyasının İhaneti
Bugün İslam dünyası için utanç günü. Çünkü Aleviler ölürken, ümmet sessiz. Filistin için miting yapanlar, Doğu Türkistan için sokaklara dökülenler, neden Lazkiye’deki katliam karşısında kılını kıpırdatmıyor?
Çünkü öldürülenler Alevi! Çünkü İslam dünyasının büyük bir kısmı için “ölenin kim olduğu” zulmün kendisinden daha önemli! Eğer öldürülen Sünni olsaydı, aynı sessizlik olur muydu?
Bugün susanlar, aslında bu soykırımı onaylıyor. Camilerde, hutbelerde adaletten bahsedip, bir halkın yok edilişine göz yumanlar, dinin değil siyasetin adamlarıdır. Hangi ayet, hangi hadis, zulmü izlemeyi emrediyor?
Mekke’de zulme uğrayan Bilal’i anlatanlar, Lazkiye’de işkence gören, yakılan Alevi gençleri neden anlatmıyor? Vicdanınız mezhebinizle mi çalışıyor?
Batı’nın İkiyüzlülüğü
Batı içinse durum daha net: Onların umurunda bile değil! Çünkü Aleviler petrol kuyularına sahip değil, stratejik bir koz değil. Öldüklerinde, gazetelerin dip köşelerinde bir haber olup geçiyorlar. İnsan hakları örgütleri, Twitter’da birkaç cümleyle “endişelerini” dile getiriyor, sonra unutuluyor.
Ama unutulmaması gereken bir şey var:
Susturulan her çığlık, ertelenmiş bir felakettir. Bugün Aleviler ölürken sessiz kalanlar, yarın bir başkası için ağlamaya kalkmasın. Çünkü bu sessizlik, bu duyarsızlık, bu mezhepsel ikiyüzlülük, bu halkın kanını elinize bulaştırıyor.
Lazkiye’de bir halk yok olurken, kimse kendini aklayamaz!
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
Bandırma Haber
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Okan Bent ÖNOK Araştırmacı Yazar
Suriye’de Alevi Soykırımı Dünya Neden Kör, Sağır, Dilsiz?
Suriye’de Alevi Soykırımı Dünya Neden Kör, Sağır, Dilsiz?
Lazkiye’de bir halk yok ediliyor. Evler bombalanıyor, köyler ateşe veriliyor, kadınlar esir alınıyor, çocuklar yetim kalıyor. Aleviler, yalnızca inançları yüzünden öldürülüyor. Ve dünya izliyor.
Ama asıl korkunç olan ne biliyor musunuz? İslam dünyası da izliyor. Suskun, ilgisiz, duyarsız… Tıpkı daha önce Bosna’da, Şengal’de, Kerkük’te, Halepçe’de olduğu gibi. Zulmü görmezden gelenlerin, sadece işlerine gelen trajedilerde sokaklara dökülenlerin, çifte standartlı “vicdan sahiplerinin” maskesi bir kez daha düşüyor.
Lazkiye’de İnsan Avı
Heyet Tahrir eş-Şam ve diğer cihatçı gruplar, Lazkiye’de tam anlamıyla bir insan avına çıkmış durumda. Alevi köylerine baskın yapılıyor, insanlar evlerinden sürüklenerek çıkarılıyor, erkekler meydanlarda infaz ediliyor, kadınlar kaçırılıyor. Ya sürgün ya ölüm!
Bir çocuğun cansız bedeni yol kenarına atılıyor. Kimse yaklaşamıyor. Çünkü oraya gidenin de aynı sonu paylaşacağını herkes biliyor.
Bir baba, oğlunun cesedini toprağa gömmeye çalışıyor. Ellerini kullanıyor, çünkü kürek sesi militanları çekebilir. Cesedi parçalanmasın, köpeklere yem edilmesin diye dua ediyor.
Bir kadın, militanların önünde diz çöküyor:
“Beni alın ama kızımı bırakın!”
Ama bırakmıyorlar. Kızı da alıyorlar. Çünkü onlar için Alevi kadınlarının kaderi belli: Ya köle olacaklar ya da ölü.
Ve dünya sessiz.
İslam Dünyasının İhaneti
Bugün İslam dünyası için utanç günü. Çünkü Aleviler ölürken, ümmet sessiz. Filistin için miting yapanlar, Doğu Türkistan için sokaklara dökülenler, neden Lazkiye’deki katliam karşısında kılını kıpırdatmıyor?
Çünkü öldürülenler Alevi! Çünkü İslam dünyasının büyük bir kısmı için “ölenin kim olduğu” zulmün kendisinden daha önemli! Eğer öldürülen Sünni olsaydı, aynı sessizlik olur muydu?
Bugün susanlar, aslında bu soykırımı onaylıyor. Camilerde, hutbelerde adaletten bahsedip, bir halkın yok edilişine göz yumanlar, dinin değil siyasetin adamlarıdır. Hangi ayet, hangi hadis, zulmü izlemeyi emrediyor?
Mekke’de zulme uğrayan Bilal’i anlatanlar, Lazkiye’de işkence gören, yakılan Alevi gençleri neden anlatmıyor? Vicdanınız mezhebinizle mi çalışıyor?
Batı’nın İkiyüzlülüğü
Batı içinse durum daha net: Onların umurunda bile değil! Çünkü Aleviler petrol kuyularına sahip değil, stratejik bir koz değil. Öldüklerinde, gazetelerin dip köşelerinde bir haber olup geçiyorlar. İnsan hakları örgütleri, Twitter’da birkaç cümleyle “endişelerini” dile getiriyor, sonra unutuluyor.
Ama unutulmaması gereken bir şey var:
Susturulan her çığlık, ertelenmiş bir felakettir. Bugün Aleviler ölürken sessiz kalanlar, yarın bir başkası için ağlamaya kalkmasın. Çünkü bu sessizlik, bu duyarsızlık, bu mezhepsel ikiyüzlülük, bu halkın kanını elinize bulaştırıyor.
Lazkiye’de bir halk yok olurken, kimse kendini aklayamaz!